İcradan Mal Kaçırma

icradan mal kaçırma

Borç ilişkisi herhangi bir nedenle ortaya çıktıktan sonra, alacaklıdan mal kaçırmak veya borcunu ödemek istemeyen kişilerin bu varlıkları gizlemek amacıyla çeşitli işlemler yapması mümkündür. Hukuki literatürde mal kaçırma; borçlunun mallarına el konulmasını önlemek veya icra baskısından kurtulmak için varlıklarını elinden çıkarması veya gizlemesi olarak ifade edilir. Bu noktada sürecin profesyonel takibi için bir Ankara şirket avukatı ile çalışmak, alacakların tahsil kabiliyetini korumak açısından kritik öneme sahiptir.

İcra takibi devam ederken borçlunun kendi malları üzerinde tasarruf yapma yetkisi kural olarak devam etse de, kişinin icradan kaçmak amacıyla yaptığı bu tasarruflara karşı alacaklı tarafından tasarrufun iptali davası açılabilir. İcradan veya alacaklıdan mal kaçırılmasını önlemek, borçlunun kötü niyetli girişimlerini engellemek ve gerekli hukuki tedbirleri almak adına bu davaların açılması alacaklının en temel yasal hakkıdır.

İcradan Mal Kaçırma

Borçlu ile alacaklı arasındaki hukuki süreçlerde en sık karşılaşılan sorunlardan biri, borçlunun ödeme yapmamak adına mal varlığını eksiltmeye çalışmasıdır. İcradan mal kaçırma, bir borçlunun borcunu ödeme imkanı varken veya bir icra takibi ile karşı karşıyayken, mallarının haczedilmesini önlemek amacıyla bu varlıkları başkalarına devretmesi, gizlemesi veya değersizleştirmesi eylemidir. Bu tür eylemler alacaklının haklarını doğrudan ihlal eder ve alacağın tahsilini imkansız hale getirmeyi amaçlar.

Hukuk sistemimizde alacaklıların bu tür kötü niyetli işlemlerden korunması amacıyla çeşitli yasal mekanizmalar düzenlenmiştir. Borçlunun icradan kaçmak için yaptığı devirlerin iptal edilmesi ve malın yeniden icra edilebilir hale gelmesi için açılan davalar, oldukça teknik detaylar barındırır. Bu nedenle, alacakların güvenli bir şekilde tahsili ve mal kaçırma eylemlerinin hukuken tespit edilebilmesi için bir Ankara şirket avukatı ile çalışılması, sürecin profesyonel bir stratejiyle yönetilmesini sağlar.

İcradan Mal Kaçırma Davası Nedir?

Borç ilişkisinden doğan borcun ödenmemesi veya borçlu tarafından alacaklıya ödenmemesi halinde alacaklılar tarafından icra takibi başlatılabilir. Bu süreç sonunda alacaklılar mallara karşı tedbir almazlarsa kişi icradan ve alacaklıdan mal kaçırmak için malını başkasına devredebilir. Bu gibi durumlarda alacaklı tarafından dava açılabilir.

Mal kaçakçılığının tespiti halinde alacaklı tarafından tapu tescil ve iptal davası açılabilir. Alacaklarını icra yolu ile tahsil edemeyen kişiler, birikimlerinin iptali için dava açabileceği gibi, mal kaçakçılığı yapmak amacıyla son 5 yılda yapılan işlemlerin iptali için de dava açılabilir. Kaçırma, tasarrufların iptali davası kapsamında alacakların tahsili için çok önemli bir yöntemdir.

Tasarrufun İptali Davası Nedir?

Alacaklıdan mal kaçırma veya icradan mal kaçırma işlemlerinde davacı tarafından tasarrufun iptali davası açılabilir. Bu davanın dayanağı, kişinin malları üzerinde tasarruf hakkını kötü niyetle ve alacaklıya zarar verme kastıyla yapmasıdır. Tasarruf iptal davası açılabilmesi için gerekli şartlar;

Kesin veya geçici aciz vesikası alınması (davacı tarafından)

İcra takibinin kesinleşmiş olması

Herhangi bir alacağın olması

Davaya konu tasarrufun borcun ortaya çıkmasından sonra yapılmış olması

Derdest bir davanın bulunmaması

Tasarrufların iptali için gerekli olan ana şartlar bunlardır. Tasarrufların iptali davası, alacaklı tarafından borcun doğumundan sonra yukarıda belirtilen şartların sağlanması kaydıyla açılabilir. Ayrıca mal kaçakçılığı için icra takibinden önce veya sonra iptal davası açılabilir.

İcradan Önce Mal Kaçırma ve Tasarrufun İptali

Birçok borçlu, henüz icra takibi başlamadan mal varlığını devrederek takipten kurtulacağını düşünür. Ancak hukukumuzda, borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflar, takip başlamamış olsa dahi iptale tabidir. İcra ve İflas Kanunu, geriye dönük belirli süreler (genellikle 2 ve 5 yıl) içerisindeki şüpheli devirlerin iptal edilmesine olanak tanır.

İcradan Mal Kaçırma Nasıl İspatlanır?

Alacaklıdan mal kaçırma eylemlerinde ispat, davanın temelini oluşturur. Yargıtay uygulamalarına göre mal kaçırma şu belirtilerle ispatlanabilir:

  • Düşük Bedel: Taşınmazın veya aracın tapudaki satış bedeli ile gerçek piyasa değeri arasındaki fahiş fark en güçlü ispat aracıdır.
  • Yakın Akraba ve Arkadaş İlişkisi: Borçlunun malını eşine, çocuklarına, kardeşlerine veya çok yakın iş arkadaşlarına devretmesi “hayatın olağan akışına aykırı” kabul edilir.
  • Tasarruf Zamanlaması: Devir işleminin icra takibinden hemen önce veya takip sırasında yapılması kötü niyetin göstergesidir.
  • Tanık ve Kayıtlar: Banka dekontlarının olmaması, satış bedelinin elden ödendiği iddiası ve tanık beyanları ispat sürecinde kullanılır.

Hangi Durumlar Mal Kaçırmaya Girer? (Örnekler)

Uygulamada en sık karşılaşılan mal kaçırma yöntemleri şunlardır:

  • Üzerine kayıtlı evi bir akrabasına kağıt üzerinde (muvazaalı) satmak.
  • Şirket mal varlığını başka bir paravan şirkete aktarmak.
  • Maaşının tamamı üzerinde gerçeğe aykırı nafaka borcu veya başka icra takipleri başlatarak alacaklının sırasını kaydırmak.
  • Araçları üçüncü kişilerin üzerine tescil ettirmek ancak fiilen kullanmaya devam etmek.

(Özellikle sadakatsizlik gibi çekişmeli süreçlerde eşlerin mal varlığını gizleme girişimiyle sıkça karşılaşılmaktadır; bu tür davalardaki diğer haklarınız ve süreçler için Zina Nedeniyle Boşanma makalemizi inceleyebilirsiniz.)

Bankadan Mal Kaçırma (Hesaptaki Paranın Gizlenmesi)

Borçlunun banka hesaplarındaki parayı icra dairesinden gizlemek amacıyla başka hesaplara aktarması veya üçüncü kişiler adına hesap açtırıp parasını orada tutması da mal kaçırma kapsamındadır. Bu durumda alacaklı, paranın izini sürerek bu işlemlerin iptalini ve paranın icra dosyasına aktarılmasını talep edebilir.

Tasarrufun İptali Davasında Görevli Mahkeme Neresidir?

İcra takibinden sonra alacaklının kaçakçılık şüphesinin oluşması üzerine tasarrufun iptali davası açılabilir. Alacaklıdan kaçakçılığın nasıl ispat edileceği konusu da kanunlarda açıklanmıştır. İcra ve İflas Kanununun ilgili hükümlerine göre tasarrufun iptali davası için görevlendirilen mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu davalar için, görevli mahkemenin kafası genellikle çok karıştırılmaktadır. Ticari ilişkiye dayalı bir davada dahi davaların asliye hukuk mahkemesine götürülmesi gerekir.

Tasarrufların iptali halinde muvazaalı bir durumun ortaya çıkması gerekir. Alacaklıyı zarara uğratmak ve icradan kaçınmak amacıyla açılan davaların en önemlilerinden biri tasarrufun iptali davasıdır. Gerekli koşulların sağlanması ve işlemin kanıtlanması halinde, söz konusu mallar üzerinde yapılan tasarruf alacak lehine kaldırılabilir.

İcradan Mal Kaçırma Davası

Borçlunun alacağından mal kaçakçılığı durumu, hukuken borçlunun, borçlunun sahip olduğu malvarlığını kendisine yönelik icra takibi sırasında ve alacaklarının tahsili için başvurmadan önce kaldırarak malın haczedilmesini veya satılmasını engelleme eylemi olarak ifade edilebilir. Borçlu, çeşitli nedenlerle borcunu ödemekten kaçınarak ve haciz aşamasında malını hacizden önce satarak mal kaçakçılığına teşebbüs edebilir.

Hukukumuzda mülkiyet hakkının sağlandığı güvencesi neticesinde taşınır veya taşınmaz mal sahibi, onu dilediği gibi tasarruf etme hak ve yetkisine sahiptir. Borçlu aleyhine yapılan icra takibinde, genel prensip olarak borçlu, sahip olduğu mallar üzerinde tasarrufta bulunabilir. Takip aşamasındaki alacaklıların alacaklarını, borçlu tarafından gerçekleştirilen tasarruf işlemi sonucunda ellerinde bulunan mallardan alacakları ve alacakları teminat altına alacak borçlunun malvarlığının bulunmadığı durumlarda, alacaklı veya alacaklılar, borçlunun gerçekleştirdiği tasarruf işlemlerini zarar gören kısım kadar iptal etme ve engelleme hakkına sahiptir. Alacaklının, İcra ve İflas Kanunu hükümlerinde belirlenen şartları yerine getirmesi ve belirtilen süre içinde tasarrufun iptali davası açılması halinde, borçlunun yaptığı tasarruf işlemleri iptal edilebilir.

Alacaklılardan Mal Kaçırma Tasarrufun İptali

Borçlu, icra takibi süresi içinde borçlunun malları satılıncaya kadar bu malların maliki olur. Kural olarak, borçlu malını dilediği gibi tasarruf etme hakkına sahiptir. Ayrıca bu tasarruflar geçerlidir. Alacaklılar alacaklarını borçlunun malvarlığından temin edebiliyorlarsa, borçlunun bu tasarrufları alacaklıları ilgilendirmez.

Genel olarak borçlular, borçlarını ödememek için çeşitli yollara başvurabilmekte ve cebri icra durumu ile karşı karşıya kaldıklarında, mallarının haczedilmemesini ve haczedilmemesini sağlamak için takip edilmeden veya haczedilmeden önce mallarını satarak kaçakçılığa yönelmektedirler. Buradaki amaç, alacaklının tahsil için başvurmadan önce malları mülkünden kaldırarak haczin haczedilmesini ve satılmasını önlemektir. Bu durumda borçlunun hacizde herhangi bir malı bulunmadığından alacaklı icra takibi sonunda alacağını alamayacaktır. Bu durumlarda, açılacak davalar için bir avukat desteği ile sürecin takip edilmesi önemlidir.

Tasarrufun İptali Davası Nedir?

Tasarrufun iptali davası konusu İcra ve İflas Kanunu 277’nci maddesinde ve devamında düzenlenmektedir. Alacaklıdan mal kaçıran borçlunun tasarruflarının ve alacağını zedelemek amacıyla tasarrufta bulunan borçlunun tasarruflarının iptali için iptal davası açılabilir.

Tasarrufun İptal Davası Şartları

Açılacak iptal davasına konu olan en önemli tasarruf, karşılıksız bağış yoluyla yapılan tasarruflardır. Borçlunun haczedilecek malvarlığı bulunmaması durumunda, borçlunun aciz belgesinin alacaklıya verildiği tarihten veya borçlunun teslim tarihinden itibaren iki yıl içinde herhangi bir malını karşılıksız olarak devretmesi halinde bu tasarrufun iptali mümkündür.

Ayrıca eşler, altsoylar, altsoylar, üçüncü dereceye kadar kan hısımları, kayınpeder ve kayınvalideler arasında, aciz veya iflas veya iflas belgesinden iki yıl sonrasına kadar olan karşılıksız tasarrufları da kabul ederek, karşılıksız ve iptale tâbi kılar. Borçlunun üçüncü kişiye yaptığı tasarruf işlemlerinde verdiği değerden çok daha düşük bir değerde mal ve para satın alması durumunda bu tasarruflar bahşiş olarak kabul edilecek ve iptale tabi olacaktır. Borçlunun kendisi veya üçüncü bir kişi yararına kayıtlı olduğu yaşam koşulu ile intifa ve irtifak hakkı tesis ettiği sözleşmeler ile ölüme kadar nafaka sözleşmeleri de karşılıksız sayılır.

Borçlunun borçlu olması ve ödeyemeyecek durumda olması durumunda, haciz veya aciz belgesinin alınmasından bir yıl öncesine kadar yapılan bazı tasarruflar da iptale tabidir. Bu itibarla, borçlu daha önce alacaklılardan birine vermemişse, borcunun teminatı olarak rehin vermişse ve bu suretle diğer alacaklıları zor durumda bırakmışsa, zarara uğrayan alacaklılar bu tasarrufu iptal edebilirler. . Borçlu, alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla tapu senedine şerh koyarak alacaklıya karşı üçüncü bir kişinin şahsi hakkını güçlendirmesi halinde, iptali de mümkündür.

Bu tasarruflar bakımından, iptal davasında üçüncü kişinin borçlunun borçluluk durumundan haberdar olmadığını ispat etmesi halinde dava geçerli olmayacak ve alacaklının tasarrufun iptali talebi geçerli olacaktır. Bu durumda sanıklardan üçüncü kişiye mal kaybını engelleyecek bir kurtuluş fırsatı getirilir. Kanunun 280. maddesi, borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tasarrufların iptalini düzenler. Alacaklının zarara uğraması halinde, bu niyetin bilinmesi halinde, borçlunun üçüncü kişi, yani tasarrufun diğer tarafı ile yaptığı tasarrufları iptal etmek mümkündür.

İcradan Mal Kaçırma Cezası (Hapis Cezası Var mı?)

Mal kaçırma eylemi sadece hukuk davasına değil, aynı zamanda ceza davasına da konu olabilir. İcra İflas Kanunu (İİK) m. 331 uyarınca:

Bu cezanın verilebilmesi için icra takibinin kesinleşmiş olması ve borçlunun malvarlığının borcu karşılamaya yetmediğinin sabit olması gerekir.

Alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mal varlığını azaltan, mallarını gizleyen veya gerçeğe aykırı borçlar yaratan borçlu, alacaklının şikayeti üzerine 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılabilir.

(Borçlunun devlet memuru olması durumunda, mal kaçırma nedeniyle alınacak kesinleşmiş bir hapis cezası disiplin soruşturmasına yol açabilir. Bu tür mahkumiyetlerin mesleki etkileri hakkında bilgi için Devlet Memurluğundan Çıkarma konulu içeriğimize göz atabilirsiniz.)

10 Yıl Ödenmeyen İcra Borcu Ne Olur?

İcra takibi kesinleştikten sonra kural olarak 10 yıllık bir zamanaşımı süresi mevcuttur. Ancak bu süre, icra dosyasında yapılan her bir işlemle (haciz talebi, ödeme, yenileme vb.) kesilir ve yeniden başlar. Eğer alacaklı 10 yıl boyunca hiçbir işlem yapmazsa borç zamanaşımına uğrayabilir; ancak “borç silinmez”, sadece borçlunun “zamanaşımı def’i” ileri sürerek ödemeden kaçınma hakkı doğar.

Emsal Yargıtay Kararları

İcradan Mal Kaçırma Davası Yargıtay kararları bilgi amaçlı verilmiştir.

Yargıtay Kararı:

İİK.nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.

Özet: Bu tür davalarda kural olarak borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olması gerekir. Somut olayda davacı tarafın davasının dayanağı icra takip dosyalarında 05.09.2008 tanzim tarihli bono ile 22.09.2008 keşide tarihli çek’e dayanılmış olup iptali istenilen tasarruf ise 16.07.2008 tarihlidir. Bu nedenle tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığı kabul edilebilir.

Ancak her ne kadar çekte vade olmaz ise de ticari hayatta çeklerin de bono gibi vadeli (ileri tarihli) kullanıldığı bilinen bir gerçektir. Ayrıca davacı taraf borcun doğumuna neden olarak gösterdiği ticari ilişkinin sonucu olarak tasarruf tarihinden önceki tarihleri içeren bir kısım faturalar ibraz etmiştir. Bu durumda davacı ile davalı borçlu arasındaki takip konusu çek ve bononun verilmesini gerektirir ticari ilişki ve borcun doğum tarihinin tespiti amacıyla taraf vekillerine bu yöndeki delillerini bildirmesi için süre verilmesi, gerektiğinde davacı ile davalı borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak takip dayanağı çek ve bononun davacı tarafından ibraz edilen faturalardan dolayı düzenlenip düzenlenmediğinin saptanması ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.

Yargıtay Kararı:

Tasarrufun İptali Davalarının Borçlu İle Borçlu İle Hukuki İlişkide Bulunan Üçüncü Kişiler Aleyhine Açılacak Olması – Taraf Teşkilinin Sağlanması Gereği

Sonuç/Özet:

Tasarrufun iptali davaları borçlu ile borçlu ile hukuki ilişkide bulunan üçüncü kişiler aleyhine açılır. Davada, takip alacaklısına husumet yöneltilmesi zorunludur. Öncelikle icra takip alacaklısına dava dilekçesi tebliğ olunarak taraf teşkili sağlanmalı, varsa savunma ve delilleri toplanmalıdır. Bu hususun ikmalinden sonra muvazaanın varlığına ilişkin deliller incelenip takip alacaklısı ile icradan satın alan kişinin borçlu şirketle organik bağının olup olmadığı da araştırılarak sonuca varılmalıdır.

Şirket avukatı olarak şirket ve ticaret hukuku kapsamında sunduğumuz hizmetler için faaliyet alanımızı inceleyebilirsiniz.

Scroll to Top