İcra ve iflas hukuku, sadece borç tahsilatı demek değildir; aynı zamanda haksız takiplere dur demek, mal varlığını hukuka aykırı hacizlerden korumak ve iflasın eşiğindeki şirketler için yasal çıkış yolları bulmaktır. İcra dairelerinde yürütülen takipler çoğu zaman mahkeme koridorlarına, yani icra ve iflas davaları sürecine taşınır. Bu davalar, usul kurallarının en sıkı uygulandığı ve bir günlük gecikmenin bile tüm davanın kaybına yol açabildiği teknik süreçlerdir. Glory Hukuk & Danışmanlık, alacaklı ve borçlu arasındaki bu hassas dengeyi müvekkilleri lehine yönetmektedir.
En Sık Karşılaşılan İcra ve İflas Davaları
İcra takibi başlatıldıktan sonra tarafların iddialarını kanıtlaması için açılan başlıca dava türleri şunlardır:
1. İtirazın İptali Davası
Alacaklının başlattığı ilamsız takibe borçlu “Böyle bir borcum yok” diyerek itiraz ederse takip durur. Alacaklının bu itirazı hükümden düşürmek ve takibe devam etmek için açtığı davadır. Bu davada haklı çıkan taraf, genellikle %20’den az olmamak üzere bir icra inkar tazminatı kazanır.
2. İmzaya ve Borca İtiraz (İcra Hukuk Mahkemesi)
Eğer takip bir çek veya senede (kambiyo senedi) dayanıyorsa, borçlu imzanın kendisine ait olmadığını veya borcun ödendiğini iddia ederek İcra Hukuk Mahkemesi’nde dava açabilir. Bu süreçte uzman bilirkişi incelemesi hayati önem taşır.
3. İstihkak Davası (Malın Üçüncü Kişiye Ait Olması)
Haciz sırasında, borçlunun yanında bulunan ancak aslında üçüncü bir kişiye ait olan malların haczedilmesi durumunda açılan davadır. “Mal benim değil, arkadaşımın/şirketimin” iddiasının ispatlandığı bu davada mülkiyet karineleri büyük rol oynar.
4. Tasarrufun İptali Davası
Borçlunun, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla üzerine kayıtlı malları (ev, araç, arsa) yakınlarına veya üçüncü kişilere devretmesi durumunda açılır. İcradan mal kaçırma girişimlerini boşa çıkaran bu dava, alacaklının o mal üzerinden hakkını almasını sağlar.
İflas ve Konkordato Davaları
Şirketlerin mali durumunun bozulması halinde, sadece icra takipleri değil, şirketin varlığını sürdürüp sürdüremeyeceğine dair davalar da gündeme gelir.
- İflas Davası: Alacaklıların talebiyle veya borçlu şirketin kendi başvurusuyla (iflasın eşiğinde olma) açılan, şirketin tüm varlığının nakde çevrilerek borçların ödenmesini hedefleyen tasfiye sürecidir.
- Konkordato: İflasın eşiğindeki şirketlerin, borçlarını yapılandırmak ve yasal koruma kalkanı altına girmek için mahkemeye başvurduğu süreçtir. Bu dava ile şirket icra takiplerinden muaf tutulur.
İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması Davası
Alacaklının, borçlunun itirazı ile durdurulan icra takibinin ilamsız icra takibi kapsamında ilamsız devam ettirilebilmesi için iki şekilde başvurabileceği; itirazın iptali ve itirazın kaldırılması.
Alacaklının itirazın iptali için icra mahkemesine dava açabilmesi için; EBL’nin 68-68. maddelerinde listelenen belgelerden birine sahip olmalıdır. Alacaklı bu belgelerden birine sahip değilse, başvurabileceği tek yol itirazın iptali davasıdır. Alacaklı, İİK’nin 68-68. maddelerinde sayılan belgelerden birine sahipse, bu iki yoldan birine başvurabilir. İtirazın kaldırılması yolu, itirazın iptali davasından daha basit ve hızlıdır.
İtirazın iptali davası; Davaya konu olan ve daha sonra borçlunun bu işleme itiraz etmesi ve normal bir hukuk davası gibi açılması normal bir davranış şeklidir. Yetkili mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre belirlenir. Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren 1 yıl içinde itirazın iptali için dava açabilir. Bu 1 yıllık süre caydırıcıdır ve alacaklı 1 yıl içinde itirazın iptali için dava açmazsa ilamsız takip düşer. İtirazın iptali davasında her türlü hukuki delille ispat mümkündür; yemin, bilirkişi, tanık delili uygulanabilir.
İtirazın kaldırılması için sadece EİK Madde 68-68a’da sayılan belgelerden birine sahip olan alacaklılar başvurabilir. Borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren 6 ay içinde İcra Mahkemesine yapılması gerekir. İcra Mahkemesi tarafından yapılan inceleme, itirazın iptali halinde mahkemece yapılan incelemeye göre daha basit ve sınırlıdır. Alacaklı, alacağını ancak EİK m.68-68a’da sayılan belgelerden biri ile ispat edebilir. Tanık ve yemin gibi deliller İcra Mahkemesinde kullanılamaz. Borçlu ödeme emrine itiraz ederken itiraz sebeplerini beyan etsin veya etmesin, sadece duruşmada beyan ettiği itiraz sebepleri ile bağlıdır. İcra Mahkemesi itirazın kesin veya geçici olarak iptaline karar verebilir.
Kiralık Mülklerin Tahliyesi
Kiraya veren tarafından kiralanan gayrimenkulün kiracı tarafından haklı sebeplerin varlığı halinde tahliyesi için yapılan özel bir takip işlemidir.
İhtiyati Haciz Kararı Alma
Haciz; alacaklı tarafından bir para talebinin zamanında ödenmesini sağlamak için borçlunun mülküne geçici olarak el konulmasıdır. Alacaklı, borçlunun borcunu zamanında ödeyeceğinden emin değilse, önce borçlunun malvarlığı ihtiyatına sahip olur ve daha sonra alacak davası açar veya icra takibi yapar.
Haciz talebi için; alacağın muaccel olması ve rehinle teminat altına alınmamış olması gerekir.
Ancak, borçlunun belirli bir ikametgahı yoksa veya borçlu, taahhütlerinden kaçınmak için mallarını saklamaya veya kaçakçılığa hazırlamaya hazırlanıyorsa veya borçlunun kendisi kaçmaya hazırlanıyorsa, muaccel olmayanlar için ihtiyati haciz talep edilebilir.
Menfi Tespit ve İade Davaları
Borçlu, icra takibi öncesinde veya sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.
İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu, gecikmeden doğan zararın karşılanması ve alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat karşılığında icra kasiyerindeki paranın ihtiyati tedbir yoluyla alacaklıya verilmemesini mahkemeden isteyebilir. Bu garanti, menfi tasfiye davasının özel şartıdır.
Maddi hukuka göre fiilen borçlu olmayan bir kişi, kendisine gönderilen ödeme emrine belirli nedenlerle itiraz etmeyi ihmal etmiş veya itirazına rağmen borçlu olmadığını İcra Mahkemesinde ispat edememişse, icra takibi öncesi veya sırasında menfi tespit davası açmış ve bunun sonucunda borcun cebri icra tehdidi daha az ödemişse ödediği paranın kendisine iade edilmesi için dava açabilir. Bu davaya iade davası denir.
Borçlu menfi tespit davası açmış ise menfi tespit davası sonuçlanmadan icra takibi sonunda borcun ödenmesi halinde menfi tespit davasına iade davası olarak devam edilir.
İade davasının icra hukuku açısından şartı, icra takibinin sonuçlanması nedeniyle borçlunun borçlu olmadığı bir parayı icra tehdidi altında ödemek zorunda olmasıdır.
Borçlu, itiraz süresi olan 7 gün içinde ödeme emrine itiraz etmemiş ve borcunu ödemiş ise tazminat davası açamaz. Burada itiraz ihtimali olduğu için henüz bir cebri infaz tehdidi söz konusu değil. Bu durumda sebepsiz zenginleşme davası açabilir.
Neden Bir Uzmanla Çalışmalısınız?
İcra ve iflas davaları, “Hukuk Muhakemeleri Kanunu”nun yanı sıra “İcra ve İflas Kanunu”ndaki özel sürelere tabidir. Örneğin, 7 günlük veya 5 günlük sürelerin kaçırılması, haklı olduğunuz bir davayı usulden kaybetmenize neden olur. Yenimahalle bölgesinde faaliyet gösteren ofisimizde, kurucu avukatımız Av. Aliye Yıldız Varsın liderliğinde;
- Haksız takiplere karşı duruş sergiliyor,
- Alacakların tahsili için tüm dava yollarını tüketiyor,
- Şirketlerin iflas risklerini ve icra takibi süreçlerini profesyonelce yönetiyoruz.
Glory Hukuk ve Danışmanlık Ofisi şirket avukatı ile şirket ve ticaret hukuku kapsamında hizmetler vermektedir.

